Beyoğlu Sohbetleri'nde Salih Efiloğlu'nu Ağırladık
ÜNDER Beyoğlu Sohbetleri'nde 13 Şubat 2026 Cuma akşamı bürokrat, yazar ve eğitimci Salih Efiloğlu’nu ağırladık.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ÜNDER Başkanı İsa Gümüş, uzun yıllardır devam eden Beyoğlu Sohbetleri’nin 2026 senesindeki ilk programında Salih Efiloğlu’nu ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, hem konuğa hem de katılımcılara teşekkür etti.
Programın başlangıcında gerçekleştirilen tanışma bölümünde söz alan 1944'te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Alihan Töre Saguni'nin oğlu Kutlukhan Şakir, bir süre Özbekistan’da bulunduktan sonra yeniden ikamet ettiği Türkiye’ye geldiğini, ÜNDER Beyoğlu Sohbetleri’ni ve buradaki dostluk ortamını özlediğini dile getirdi. Şakir konuşmasında, Türk dünyasında son yıllarda artan iş birliğini ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi kurumsal yapıların güçlenmesini memnuniyetle takip ettiğini ifade ederek, Türkiye’nin bu süreçteki rolünü etkileyici bulduğunu vurguladı. Bu konuda son dönemde kendisiyle yapılan röportajlardan da bahisle çok mutlu olduğunu ve bu gelişmelerin kendisi ve nesli için bir “gençlik hayali”nin gerçekleşmesini ifade ettiğini söyleyen Şakir’in sözleri salonda bulunanlara duygulu anlar yaşattı. Ardından ÜNDER'in önceki dönem başkanı Musa Hamarat, Kutlukhan Şakir’in merhum babası Alihan Töre Saguni hakkında kısa bir bilgilendirme yaparak, Doğu Türkistan'ı dünüyle ve bugünüyle hafızalarımızda canlı tutmamız gerektiğini ifade etti.
Tanışma fazlının ardından söz alan Salih Efiloğlu, ÜNDER Beyoğlu Sohbetleri’ne davet edilmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek başladığı konuşmasında, kültür yönetimi, kamu hizmeti ve sanat alanlarında edindiği tecrübeler ışığında özellikle medeniyet hafızası, kültür bilinci, kolektif şuur, tarih idraki, dil ve birlikte yaşama tecrübesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Efiloğlu, eğitim hayatında ve ders kitaplarında çoğu zaman çatışma ve savaş anlatılarının öne çıktığını, buna karşılık medeniyet, kültür ve insan hikâyelerinin geri planda kaldığını vurgulayarak, toplumun kendini tanıması için bu alanların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasında öne çıkan vurgularından bazılarını Efiloğlu, şu sözlerle dile getirdi:
“Bize yıllarca savaş anlatıldı; oysa biz bir medeniyet ve kültür tarihinden uzak kaldık.”
“Asıl soru şu: Biz nasıl bir insanız, kimin torunuyuz; neye sevinir, neye üzülürüz?”
“Dünya bizden, gittiğimiz yerlere ‘heybesinde ne götürdüğümüzü’ merak ediyor; kibir mi, tebessüm mü; adalet mi, merhamet mi?”
Yurt dışında katıldığı kültür ve medeniyet programlarında insanların en çok bu coğrafyanın insan anlayışını ve değer dünyasını merak ettiğini belirten Efiloğlu, Anadolu ve Osmanlı tecrübesinin farklı toplumlarla ilişkilerinde çoğu zaman birlikte yaşama ve karşılıklı saygıyı esas alan bir anlayış geliştirdiğini söyledi. Farklı inanç ve kültürlerin yüzyıllar boyunca aynı şehirlerde yaşayabilmesinin, bu yaklaşımın tarihsel bir sonucu olduğunu ifade etti.
Konuşmasının önemli bölümlerinden birinde, şehirlerin ve mimarinin aslında bir medeniyetin hafızasını taşıdığını vurgulayan Efiloğlu, insanların yaşadıkları şehirleri yalnızca günlük hayatın mekânı olarak değil, geçmişle kurulan bağın somut yansıması olarak görmeleri gerektiğini söyledi. Camilerden köprülere, vakıf eserlerinden külliyelere kadar pek çok yapının yalnızca mimari değil, aynı zamanda sosyal dayanışma anlayışının ürünü olduğunu belirtti.
Efiloğlu, kültürün yalnızca büyük eserlerle değil, günlük hayattaki insan ilişkileriyle de şekillendiğini; tebessümden komşuluk ilişkilerine, misafirperverlikten paylaşma kültürüne kadar birçok unsurun bir medeniyetin gerçek taşıyıcısı olduğunu ifade etti. Ona göre, tarih boyunca geniş coğrafyalara yayılan bu kültürün asıl gücü, insan ilişkilerindeki adalet ve merhamet dengesinde ortaya çıkmıştır.
Dil ve kültür ilişkisine de değinen Efiloğlu, kelimelerin yalnızca iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda bir toplumun düşünce dünyasını ve medeniyet birikimini taşıdığını ifade etti. Tarih boyunca farklı coğrafyalarla kurulan temasın kültürel ve dilsel zenginlik ürettiğini belirten Efiloğlu, kültürün geçmişte donmuş bir miras değil, her neslin yeniden yorumladığı ve geleceğe taşıdığı canlı bir birikim olduğunu vurguladı.
Konuşmasının ilerleyen bölümünde genç kuşakların geçmişle bağ kurarken özgüvenli ve aynı zamanda dünyaya açık bireyler olarak yetişmesinin önemine değinen Efiloğlu, medeniyet birikiminin ancak doğru anlatıldığında yeni nesiller için bir ilham kaynağı olabileceğini ifade etti. Ona göre, tarih ve kültürle kurulan sağlıklı bağ, toplumların geleceğe daha güçlü ve özgüvenli adımlar atmasının da temelini oluşturuyor.
Konuşmasını, kültür ve medeniyet bilincinin yalnızca geçmişe övgü değil, geleceğe yönelik bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek tamamlayan Efiloğlu, geçmişle bağ kuran ancak geleceğe de açık bir kültür anlayışının toplumların en büyük gücü olduğunu vurguladı.
Program kapsamında, İlhan ve İrfan Demir kardeşler tarafından merhum babalarının vefat yıldönümü vesilesiyle onun hayrına yemek ikramı sunuldu.
Konuşmasının ardından Salih Efiloğlu “Yabancı: Özgür Atlar Diyarında Aşk” adlı kitabını katılımcılara imzaladı. Konuğumuz ayrıca derneğin şeref defterini de günün hatırasına bir not düşerek imzaladı.
Müellifinin imzasıyla okuyucularla buluşan kitaplar, ÜNSEV Başkanı Ayhan Doğan tarafından geliri kız öğrencilere burs olarak aktarılmak üzere temin edilmiş ve katılımcılara hediye edilmiştir.
Programın sonunda ÜNDER yönetimi Salih Efiloğlu’na Ünye Fotoğraf Albümü ve Ünye Şer’iye Sicilleri eserlerini hediye olarak takdim etti. Sohbet akşamı, günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla tamamlandı.
Salih Efiloğlu kimdir?
Salih Efiloğlu, Türk bürokrat, yazar ve eğitimcidir. 1956 yılında Ordu'nun Akkuş ilçesi'nde doğdu. İstanbul Üniversitesi'nde lisans ve doktorasını tamamlamıştır. Meslek hayatına öğretmen olarak başlayan Efiloğlu Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarına bağlı kurumlarda çeşitli görevler üstlenmiş, farklı yıllarda Bolu, Kastamonu ve Gaziantep İl Kültür Müdürü olarak görev yapmıştır. 2012–2014 ve 2015–2018 yılları arasında ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Müdürlüğü görevini yürütmüştür.
Görevi ve Kültürel Katkıları:
- Bolu, Kastamonu ve Gaziantep İl Kültür Müdürlüğü görevlerinde bulundu.
- 2012-2014 ve 2015-2018 yıllarında İBB Şehir Tiyatroları Müdürlüğü görevini yürüttü.
- 2014-2015 yıllarında İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı olarak görev yaptı.
- 2007-2009 yılları arasında Gaziantep Kent Konseyi yürütme kurulu üyeliğinde bulundu.
- Görevi sırasında gerçekleştirdiği programları Avrupa ile buluşturması nedeniyle Birleşmiş Milletler tarafından 2010 yılında “Dünya Kültürüne Üstün Hizmet Altın Madalya ve Beratı”na layık görüldü.
Eserleri:
- Sızı (Roman)
- Yabancı Özgür Atlar Diyarında Aşk (Roman)
- Bir Mübaşirin Hatıraları (Roman)
Konferansları:
- "Göç ve Medeniyet" üzerine yurt içi ve yurt dışında konferanslar verdi.
- "İstanbul Sohbetleri" projesinde konuşmacı olarak yer aldı